Düşünce Doluyor
Gelin Artık!
6 Mar

Düşman olarak gelselerdi, insan olarak mı karşı çıkardınız yoksa ........... ırkına mensub olarak mı?
Edirne’de üniversite okuyorum ve dünya konularına kafa yormak için bol bol zamanım oluyor.Hayatta tek başıma kaldıktan sonra etrafımı ve dünyayı daha iyi yorumlamaya başladım.
Etrafıma bakıyorum da; okulumda düşüncelerinden dolayı dışlananlar, dersinden kalanlar ve yine düşüncelerinden dolayı yüceltilenler var.Dünya’ya bakıyorum sahip oldukları toprak parçalarından, inançlarından, kaynaklarından veya ırklarından dolayı ezilenler ve insan sayılmayanlar var.
Bu sebeplerden dolayı türdeşlerini ezenlere, dersten bırakanlara ve dışlayanlara bir kaç sorum var. Neden? Neden böyle davranma gereksinimi duyuyorsunuz? Neden böyle bir tutum içindesiniz?
Bu insanlar koca bir kafaya sahiptirler ve sahip oldukları koca kafalarını, ya doğru düşüncelerle doldurmayı unutmuşlar yada önemi olmayan bilgilerle donatmışlardır.Saydıklarım ile %70 ve üzeri benzerlik gösteren türdeşlerim büyük ihtimal soruma şöyle cevap verecekler: “Daha iyi bir gelecek için, daha iyi bir ………. devleti için, daha iyi yönetim için vesaire vesaire…” Ama sorularıma gelen cevaplar arasında ne yazık ki “Daha iyi bir dünya için” cevabı yok! Çünkü onlara göre dünya yok, beyin yok, kalp yok! Daha önce de dedim ya; kafa kocaman ama beyin yok! Devamını Okuyun >
Ne Haldeyim Bilmiyorum?
25 Şub
Yazıma Murat Yılmaz Yıldırım’ın ve Cem Adrian’ın beraber söylediği Kan Revan İçindeyim parçasıyla başlıyorum.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Merhaba arkadaşlar, bazen beni bırakmayan, istediğim zaman yanımda olan tek arkadaşımın Bir Şişe olduğunu düşünüyorum.Üniversite hayatı her zaman büyüleyici gelmiştir.Ama kalabalıkların arasında yalnız kalma durumu hiç anlatılmadı bana.Üniversitede binlerce kişi var.Bu binlerce kişiden biri bile hadi gel buralara takılalım veya şuraya gidelim demedi bana! Ne yaparlarsa yapsınlar, nerelere giderlerse gitsinler ben aralarında yokum.Uyuyor muyum ben ya.Hiçbir şeyden haberim olmuyor.Mal gibi; yaptıkları, ettikleri şeyleri sonradan öğreniyorum.Neden yaptıkları hiçbir etkinliğin haberini vermiyorlar , çok mu asosyal görünüyorum veya çok mu ineğim/iğrencim ??
Üniversitenin etkinliklerine katılabilirim fakat hiçbir arkadaşın yanında olmadan, hiçbir arkadaş edinmeden ne kadar keyif alabilirsin ki etkinliklerden? Bu durum benim sosyal olmamama ve çoğu şeye tepkisiz kalmama neden oluyor.İnsanlar artık önemsiz varlıklar gibi geliyorlar bana.Kitaplara gömülüyorum, tek başıma dört duvar arasında müzik
yapıyorum.Artık sadece ruhumu tatmin etmek için uğraşıyorum.Belki de doğayı bu denli sevmemin nedeni budur.Çünkü doğa, ben huzuru ciğerlerimden içeri çekmek ve damarlarımdan süzülüp kanıma karışmasını istediğimde her zaman yanımda.Doğa bana huzuru veriyor.Ona sığınıyorum, her zaman için beni kabul ediyor ve beni yanına alıyor.
Evime kilometrelerce uzaktayım.Hiç bir arkadaşım yok ve kalabalıklar arasında yalnızım.Beni ayakta tutan ne peki? Müzik mi? Doğa mı? Bir Şişe mi? Bu 3 şey beni ayakta tutan şeyler, çünkü beni dinliyorlar her zaman ve istediğim zaman yanımdalar.Ama insanlar?
Fazla söz bulamıyorum ve çok kötü bir durumdayım.Ruhumun tatmini için başka şeylere yönelmekten çok korkuyorum.BiRaZCıKTa oLSa SeVGiYe İHTiYaCıM VaR!
Mistik bir an: Ölüm ve Ölüm Korkusu…
14 Şub
Son zamanlarda beynim bir çok mistik konu ile doldu.Beynimi çok karmaşık ve açıklanamayan durumlarla dolduruyorum.Biraz rahatlamak istiyorum.Onlar mı beni yoksa ben mi onları kendime çekiyorum? Bilmiyorum…
Bu tür konuları konuşacak pek fazla arkadaşım olmadığı için sadece yazarak bu karmaşık durumlardan birazcık da olsa kurtulabiliyorum.
Paragraflarımın anlatmak istediği mistik durum; ölüm…
İki gün önce idi.Bir televizyon dizisinde ölüm konusu oldukça mizahi bir anlatım ile karşıma çıktı.Dizi oldukça komik ve her şey gayet normal idi.Fakat birden bire içime bir korku sindi.Bu korkunun ölüm korkusu olduğunu hissettim. Devamını Okuyun >
Ders Kaydı için Öğrenci Şifremi Almamıştım
10 Şub
Merhaba arkadaşlar,dün gece frienfeed ve twitter gibi aşırı sosyal platformlara erken uyuyacağımı, sabahleyin de erken kalkacağımı yazdım.Gerçi yatakta kıvrana kıvrana anca saat 2.30′ta uyuyabildim ya neyse.Erken kalmak istememin sebebi erkenden bankaya gidip üniversite harcımı sıra beklemeden yatırmak istememden dolayı idi.
Sabah 8′de kalktım.Yalnız bir sorun vardı.Ders kaydı yapmam için gereken kullanıcı şifremi bilmiyordum.Bu şifreyi, tatile girmeden önce bir dilekçe imzalayarak almam gerekli imiş.Her neyse sabahın 8′inde üniversitenin öğrenci işleri müdürlüğünü aradım ve kullanıcı şifremi bilmediğimi anlattım.Telefona çıkan şahsiyet bir erkekti ve güvenlikten dolayı şifreyi sadece elden verebileceklerini söylediler.Öyle bir paniğe kapıldım ki sormayın.Ders kaydı için tanınan sürenin bitmesine 2 gün vardı ve benim o sürede oraya gidip, dilekçe imzalayıp, işlemleri gerçekleştirmem neredeyse imkansızdı. Devamını Okuyun >
Dünya’ya göktaşı çarparsa ne olur ?
3 Şub
Merhaba arkadaşlar, aranızdan bir çok kişi Dünya’ya göktaşı çarpma durumunu aklından geçirmiştir.Gerçi akıldan geçirmeye gerek yok.Zaten günümüze kadar bu konu hakkında bir çok film izleyicilere sunuldu.Ne kadar film çekilse de Göktaşından önce veya sonra yaşanacakları tam olarak hesaplayamadık insanoğlu olarak.Ama Amerikan Ulusal Araştırma Konseyi, ABD Kongresi için hazırladığı raporda, dünyaya bir göktaşı çarpması durumunda neler yaşanacağını ve bu felaketi önleme yöntemlerini araştırdı.
Öncede belirttiğim gibi başta Hollywood olmak üzere, bilim dünyasında da tartışılan dünyaya bir göktaşı çarpması senaryoları, ABD Kongresi’ni de harekete geçirdi. Kongre Bilim Kurulu, geçen yıl Amerikan Ulusal Araştırma Konseyi’nden, böyle bir felaket için ayrıntılı bir rapor istedi. Boston’daki Harvard Astrofizik Merkesi’nde buluşan Konsey, iki gün süren çalışmalardan sonra, geçen cuma istenilen raporu hazırladı.Zaten bu tür şeyleri bi Amerikalılar düşünüyor bu dünyada. Devamını Okuyun >
14 Şubat Sevgililer Günü ve Ben…
1 Şub
Bu sene ne yazık ki 14 Şubat Sevgililer Günü‘ne yalnız giriyorum.Aslında o kadar da üzgün değilim bu durumdan dolayı.Kafam rahat diyebilirim.Belki de bir sevgilim olmadığı için savunma mekanizması oluşturuyorumdur
.
Sevgililer günü, küçüklüğümden bu yana bana her zaman ticari yanı duygusal yanından daha ağır basan bir gün olarak gelmiştir.Çoğu kişi benim gibi düşünüyor olabilir.Ama bu hangi sevgilinin umrunda.Hediyeden sonra masum bir öpücük ne kadar tatlı geliyordur sevgililere değil mi? Bu durum sevgililer gününün paraya dayalı olan kısmını unutturuyor biraz. Devamını Okuyun >
Beynim ve Aynadaki
28 Oca
Saat sabahın dördü… Her gece olduğu gibi yine düşünceler arasında kıvranıp duruyorum. Beni saran düşüncelerimin arasından bir an için sıyrılıp, aynaya bakmak istedim. Aslında bakmak istediğim ayna değildi, yüzümde değildi. Görmek istediğim başka bir şeydi. Gözlerimde onu gördüm…
Bugüne dek, beynim ile baş başa idim. Beynim ile hareket ediyor; o bana ne dediyse, ne yapmamı istediyse; onu uyguluyordum onu hayatıma geçiriyordum. Bir yerlerde bir eksiklik vardı, tanımlayamadığım bir eksiklik…
Aynaya bakmaktan vazgeçip oturdum ve yaşamımın gözlerimin önüne serildiğini fark ettim. Annemin karnından bugüne dek… Devamını Okuyun >



